• ULUSLARARASI KRİSTAL TURNA KISA FİLM YARIŞMASI BAŞVURULARI BAŞLADI
  • KARADENİZ’İ BİR DE BÖYLE İZLEYİN
  • ‘DEREBAŞI VİRAJLARI’ DÜNYANIN EN TEHLİKELİ YOLU SEÇİLDİ
  • EN GÜZEL 10 ŞELALADEN 3’Ü KARADENİZ’DE

logo

30.YIL DÖNÜMÜNDE ÇERNOBİL FELAKETİ

Ukrayna’nın Kiev kenti yakınlarındaki Çernobil santralinin güç reaktörünün 4. Ünitesinde meydana gelen patlamadan tam 30 yıl geçti. Felaketin etkileri Karadeniz’de bile halen devam ediyor.


Çernobil30yıl-4


Patikaa.com / Haber Analiz


Çernobil 1970’te açılmış bir nükleer santraldi. Ukrayna’nın kuzey bölgesinde, Kiev’e bağlı bir yerleşim biriminde bulunan bu santralde kaza günü dört reaktör aktifti. İkisinin inşaası ise sürüyordu.

25 Nisan günü, dördüncü reaktör rutin bir bakıma girdi. Teknisyenler olası bir güç kesintisine karşı bir deney yapmaya karar verdiler. Çok ağır sonuçları olacak bu deney için 23:00’da çalışmalar başladı.

26 Nisan 01:23’te, deney için şartların oluştuğuna karar verildi ve düğmeye basıldı. 01:24’te ise, ters giden bir şeyler vardı. Deney için devre dışı bırakılmış güvenlik sisteminden ötürü reaktörde önlenemeyen çekirdek tepkimeleri gerçekleşti, ısı ve enerji bir anda kat be kat yükseldi.

Önü alınamıyordu. Artan buhar basıncı, reaktörün tonlarca ağırlıktaki çatısını havaya uçurdu. Reaktördeki zirkonyum ve grafit, yüksek sıcaklıktaki buharla karışınca, hidrojenler yanmaya başladı ve tüm santral alevler içinde kaldı.

ÇERNOBİLllMeydana gelen patlamanın ardından reaktörde çıkan yangın sonrasında çevreye Hiroşima’ya 1945’te atılan atom bombasının 400 katı kadar radyasyon yayıldı. Radyasyon bulutları Ukrayna’yı aşarak, Rusya, Beyaz Rusya ve Avrupa’nın değişik bölgelerine kadar ulaştı. Türkiye’nin kuzey bölgeleri de Çernobil’den sızan radyasyondan etkilendi.

Patlama anında santralde 31 kişi yaşamını yitirdi. Felakette ölenlerin gerçek sayısı ise hâlâ tam olarak bilinemiyor. 5 milyonu aşkın insanın patlama nedeni yüksek düzeyde radyasyona maruz kaldığı tahmin ediliyor.
Soğuk savaş psikolojisinin de etkisiyle, nükleer teknoloji alanında geride görünmeme refleksinden ötürü SSCB ilk günlerde kazayla ilgili bir açıklama yapmadı.

Ta ki bir iki gün içinde, Avrupa’daki radyasyon düzeyindeki çok ciddi artış tespit edilene dek. 28 Nisan 1986’da radyoaktif bulutlar İskandinavya’ya ulaştı. Yetkililer ölçülen değerlerin anormalliğinden ötürü büyük bir kaza meydana geldiğini tahmin etti.

SSCB, meydana gelen felaketi tüm dünyaya açıkladı, diğer ülkelerden yardım istedi. Olayın açıklanması ve yardım talebinden ötürü Mihail Gorbaçov ülkesinde ciddi eleştirilere maruz kaldı.

Patlamanın ardından bir ay içinde Çernobili kapsayan 30 kilometrelik çember içinde yaşayan 120 bin kişi boşaltıldı. Bugün hala yasak bölge ilan edilen santral çevresinde radyoaktif kirlilik sürüyor. Tahliye edilenlerin önemli bir bölümü hala geri dönebilmiş değil.

Öte yandan radyasyondan etkilenen 150 bin kilometrekarelik alanda halen 6-7 milyon kişi yaşıyor. Ukrayna Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı verilere göre, 428 bini çocuk 2.4 milyon Ukraynalı, başta kanser olmak üzere, felaketten kaynaklanan birçok sağlık problemleriyle mücadele ediyor.

Çernobil30yıl-2ÇERNOBİL’İN TÜRKİYE KRONOLOJİSİ
• Facianın ardından 1 Mayıs günü SSCB büyükelçisi, Türk yetkilileri Karadeniz’de ölçüm yapmaları konusunda uyardı.
• Türkiye Atom Enerjisi Başkanı (TAEK) Prof. Dr. Ahmet Yüksel Özemre “Olay mevzii bir olay; Türkiye’ye ulaşsa bile etkilemez” dedi.
• 3 Mayıs günü radyoaktif bulutların Türkiye’ye ulaştığı ve oranın 7 kat arttığı açıklandı.
• Edirne’de yağan yağmurdan dolayı TRT su birikintilerinin kullanılmamasını ve hayvanların otlatılmaması uyarısında bulundu.
• 3 Eylül günü Avrupa ülkeleri radyasyonlu olduğu gerekçesiyle Türkiye’den fındık alımını durdurdu.
• 28 Kasım günü Hollanda sağlık bakanlığı Türk çayında yüksek oranda radyasyon var açıklamasında bulundu.
• 29 Kasım günü Çay-Kur genel müdürü “Çayda radyasyon var” iddialarını “batı tezgahı” olarak nitelendirdi. Müdürlük çay kaynatıldığında radyasyonun 5-6 kat düştüğünü iddia etti.
• 2 Aralık günü efsanevi sanayi bakanı Cahit Aral çaydaki radyasyonun zararsız olduğunu ileri sürerek çay içti.
• 14 Aralık günü Federal Almanya, Türkiye’den alınan 13 ton çayı iade etti.
• Kasım 1987’de TAEK depolarında 60 bin ton çay olduğunu iddia etti.
• Ağustos 1988’de depolanmış çayın 40 tonu imha edildi.

• Radyoaktif bulutların Trakya’ya ve ardından Doğu Karadeniz’e ulaşması Türkiye için ‘Çernobil’ felaketini başlatıyordu.
• Tarım ürünleri çeşitliliği ile öne çıkan bu bölgelerde, o günlerde sağanak yağışların yaşanmasıyla birlikte önlemler alınmaya çalışılmıştır. Ancak ne kadar yeterli olduğu meçhuldür.
• Trakya ve Karadeniz kıyılarında normal koşullarda 8–10 microröntgen/saat olan radyasyon düzeyi; kazadan 10 gün sonra 30–40 microröntgen/saat düzeyinde ölçülmüştür. Günümüzde Trakya’da ‘Ergene kanser saçıyor’ tartışmaları, ‘Ergene tehlikeli mi?’ tartışmaları arka planında hala Çernobil’i barındırıyor. Nitekim verilere bakarsak;
• 1986’daki kanser görülme oranı, 1987’de Marmara Bölgesi’nde iki katına çıkmıştır.

Çernobil30yıl-3ÇERNOBİL VE KARADENİZ
Çernobil’den en çok etkilenen yerlerden biride Karadeniz bölgesi oldu. Çay, fındık gibi tarım ürünleriyle, deniz ürünleriyle önemli bir bölge olan Doğu Karadeniz, beklendiği gibi radyoaktif bulutlarla birlikte bir kirliliğe maruz kaldı. Ancak devlet adamlarının ciddi bir önlem alması bir kenara, olaylara yaklaşımları şu şekilde olmuştur:
”Karadeniz’in suları radyasyonla ne ölçüde kirlenmiştir? Balıklarda radyoaktif kirlilik var mıdır, yok mudur?” [TBMM B:13, 14.10.1986, O:1, s.586]

Cahit Aral ise radyasyonla kirlenen çaylardan söz etmeden önce, ”bilimsel açıklamalar” yaparak, farklı bir tür radyasyona övgüler yağdırıyordu: “Bir bitkiyi düşünelim; yaprağı, güneşten gelen radyasyon etkiler ve fotosentez dediğimiz olay meydana gelir… Güneş radyasyonu olmazsa, bitki olmaz, hayat olmaz… “[TBMM B:58, 22.1.1987, O:1, s.141-142] . 26 Ocak 1993’te TBMM Çernobil konusundaki soruşturma önergesini reddetmiştir.

Çernobil30yıl-6Kanser oranının çok ciddi bir şekilde arttığı Karadeniz’de yetişen ve risk altındaki ürünler devlet açısından bir problem değildi. Avrupa, Türkiye’den fındık gibi mahsüllere ambargo koyduğunda da bu düşünce değişmedi; ‘batı komplosu’ denildi.

Öyle ki, Çay-Kur Çernobil riskiyle ilgili ilk olarak Aralık 1986’da bilgilendirilmiştir. Yani aradaki 8 ay boyunca toplanan çaylar, tüm ülkede tüketilmiştir. Radyasyonlu çayların depoda toplanması, gömülmesi ve çoğunun imha edilmesi sürecine kadar birçok kişinin hayatı tehlikeye atılmış, daha da acısı birçok kişi için belki de kanser hastalığı söz konusu olmuştu.

KAZIMKOYUNCU2ÇERNOBİL VE KAZIM KOYUNCU
Çernobil denince akla gelen en önemli sanatçı şüphesiz Kazım Koyuncu’dur. 2005 yılında 33 yaşındayken hayatını kaybeden Koyuncu, Karadeniz’in radyoaktif felaketine karşı mücadelesiyle öne çıkan en önemli sanatçılardandı. Akciğer kanserine karşı verdiği mücadeleyi kazanamadı… Sanatçının Türkiye’nin Çernobil politikasıyla ilgili eleştirisi şu şekildeydi;

Çernobil30yıl-5“O çayı içen biri geri zekâlıdır… Ben kendi zekâmla ve felsefemle ölümü, hayatı uzatabilirim, kısaltabilirim, her şeyi yapabilirim. Peki benim köyümdekiler, anasının kuzusu çocuklar, 16 yaşındaki kız o neyi düşünsün, hangi felsefeyi düşünsün? Onun annesi hangi felsefeyle acısını yumuşatsın? Sen kimsin, o acıları onlara tattırabiliyorsun? Bu ülkenin politikacılara, yalancılara ihtiyacı yok. Kendi onuruna sahip çıkmış, kendi kişiliğine sahip çıkmış haline ihtiyacı var.”

Share
#

SENDE YORUM YAZ

10+5 = ?