• “DOĞU KARADENİZ KUŞLARI” KİTAP OLDU
  • KAÇKAR DAĞLARI MİLLİ PARKI TANITIM FİLMİ
  • EFSANE TÜRKÜ HAYDE’Yİ “DOĞA İÇİN ÇAL”DILAR
  • KARADENİZ’İN EN İYİ 10 TARİHİ YERİ

logo

DÜNYANIN İLK LAZCA EDEBİYAT DERGİSİ UNCİRE YAYIN HAYATINA BAŞLIYOR

Dünyanın ilk Lazca edebiyat dergisi ‘Uncire’ yakında yayın hayatına başlıyor. Türkçe ‘Uykusuz’ anlamına gelen derginin sloganı ise ‘ç’ari do noşkerite ç’ari’, yani; ‘yaz da kömürle yaz…’

Uncire’yi çıkaran ekipten İsmail Güney Yılmaz, derginin sloganı için “Bu bir Laz atasözü’ diyor ve ekliyor:

“Ne olursa olsun, her ahval ve şeraitte yaz diyor yani. Yazmanın önemine dair bir vurgu. İşimiz, gayemiz de bu.”

Lazca edebiyatın gelişmesi için yola çıkan dergi, Lazlara Lazcayı sevdirerek, Lazları Lazca yazmaya özendirerek, cesaretlendirerek, yazanları destekleyerek bu edebiyatı geliştirmek istiyor.

İsmail Güney Yılmaz’la yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan bir dilde çıkacak olan edebiyat dergisini, özellikle 90’lı yıllarda albümler ve şiir kitaplarıyla kültür sanat alanında görünür olmaya başlayan Lazca’nın dününü ve bugününü konuştuk. 

Derginin çıkış amacını ‘Lazca’nın yaşaması için’ sözleriyle özetleyen Yılmaz, “Lazcanın Lazlardan başka kimsesi yok. Yok oluş riskinin soğuk nefesi Lazca’nın ensesinde” diyor. Devlette son dönemde Lazca’ya karşı bir yumuşama olduğunu söyleyen Yılmaz, “Ha, yarın, öbür gün ‘bölücü’ diye alınmayacağımızın bir garantisi yok elbet. Burası Türkiye” diye de ekliyor.   

Uncire fikri nereden çıktı? Yayın hayatına ne zaman başlıyor?

Laz dili, tarihi ve kültürüne dair son derece mühim ve özgün çalışmalar yapan arkadaşımız İrfan Çağatay’ın fikri bu. Fikrin ortaya çıkmasıyla birlikte çabucak dergi için örgütlendik. Ocak’ta çıkacak ilk sayı. Gerekli prosedürleri hallettik. 15 Aralık ilk sayı için son ürün gönderme günü.

Dergi, Laz Kültür Derneği’nin yayın organı olarak yayımlanacak. Böylece dernek de, daha ‘akademik’ diyebileceğimiz kıvamdaki dergimiz Ogni (Duy) ile birlikte ikinci dergisine kavuşmuş olacak.

İLK KEZ YAZANLAR İÇİN: ‘Ç’EXNİ’

Ekip oluşturuldu mu, kimlerden oluşuyor? Dergide kimler yazacak?

Çoğu Ardeşen’li (bir tek ben Pazar’lıyım) ve Lazca edebi ürünler veren şair yazar arkadaşlardan oluşan çekirdek bir kadromuz var. Lazca için üretmek isteyen herkese elbette kapımız açık. Tabii belli bir nitelik şartıyla. Şiir, öykü, masal, derleme, çeviri gibi edebi ürünlere sayfalarımızda yer vereceğiz. Özellikle kadın şair, yazarlara alan sunacağız ki derginin mutfağında da yine kadınlar var. Zaten bizim dilimizin, kimliğimizin, kültürümüzün taşıyıcısı da, şah damarı da, direnişçisi de kadınlardır.

Dergide, ilk kez yazanlar için  ‘Ç’exni’ (ilk tadım) adlı bir bölüm ayırdığımızı da söyleyeyim.

İsmail Güney Yılmaz

LAZCA İÇİN 1984’TEN BERİ KULLANILAN 35 HARFLİ LATİN ALFABE

Türkiye’de ne kadar insan Lazca konuşuyor? Lazcanın kendi alfabesi var mı? Latin alfabedeki harflerin tümü Lazcayı karşılıyor mu?

Türkiye’de kaç kişinin Lazca bildiğini cevaplayabilmek güç. Zaten Laz sayısı da sayım olmadığı için tartışmalı. Mevcut Laz nüfusu için ben tahminen 600 bin gibi bir sayı verebilirim. Bu nüfus içinde Lazca bilmeyen, anlayıp konuşamayan, bilse de pek kullanmayanlar önemli bir yekun tutar. Lazca yazmaksa zaten marjinal bir durum.

Latin alfabesi kullanıyoruz Lazca için. 1984’ten beri kullandığımız 35 harfli bir alfabedir. Sovyetlerde ’20’ler ve ’30’larda kullanılan Chitaşi alfabesi de Latin temelliydi.

Alfabemiz Lazcayı yazmak için elbette yeterli. Kendine özgü harfleri var, şapkalı sessiz harfler gibi. Bu yüzden alfabeyi bilgisayarda kullanmak bir sorun fakat Lazca font programı var.

‘TAMAMI LAZCA SİYASİ GAZETEYİ 2013’TE ÇIKARABİLMİŞTİK’

Dünyada bugüne kadar ilk kez bir Lazca edebiyat dergisi çıkıyor. Neden bu kadar geç kalındı?

Bugüne dek Türkiye, Sovyetler ve Almanya’da Lazca periyodik yayınlar çıktı ama bu ilk edebiyat dergisi olacak. Kadro kısıtlı, olanaklar ve ilgi, daha doğrusu nitelikli ilgi az olduğu için bugüne dek dergiler daha genel temalı çıktı tabii. Bugüne nasipmiş demek. Tamamı Lazca olan siyasi bir gazeteyi, Ağani Murutsxi’yi de (Yeni Yıldız) 2013’te çıkarabilmiştik mesela.

‘LAZCANIN YAŞAMASI İÇİN…’

Uncire’nin, Lazcanın unutulmasına karşı somut bir girişim olduğunu söyleyebilir miyiz?

Elbette. Bu yakıcı soruna yönelik bir müdahale çabası bu. Lazcanın yaşaması için Lazca üretmek, Lazcayla üretilebileceğini göstermek, Lazca yazmaya teşvik etmek lâzım. Lazların Lazcaya olan dağınık ilgisini derlemeye, örgütlemeye çalışacağız. Yazılı edebiyat dilin motorudur.

‘LAZCANIN, LAZLARDAN BAŞKA KİMSESİ YOK’

Türkiye’de Lazcanın gelişimi için ne tür talepleriniz var? Devlet bu konuda nasıl bir tutum alıyor?

Gelişim için dilin eğitim ve yayın dili olması gerek kuşkusuz. Lazca yazılı ürünlerin artması, sıradanlaşması lâzım. Öte yandan Lazcanın Lazlardan başka kimsesi yok. Halk sahip çıkacak. Bir avuç insanın çabası ancak baki kalan gök kubbede bir seda bırakır, o da hoş değil, ölü bir dilin hazin sedası olur.

‘TRT VE ÜNİVERSİTELER KAPILARINI LAZCAYA SIKICA KAPASA DA İLKOKULDA SEÇMELİ DERS’

Devlete gelirsek. Devlet, Lazcaya yönelik, “demokratikleşme paketleri”, “açılım” dönemlerinde de sürdürdüğü olumsuz tavrını son yıllarda epey yumuşatmış görünüyor. TRT’de ve üniversitelerde Lazcaya kapıları sıkı sıkıya kapasalar da, ilköğretim okullarında 2013’ten beri haftada bir saat Lazca seçmeli ders var. Uzun zamandır dillendirilen bir istemdi ve Lazca bu alandaki ilk dillerdendir.

‘SADECE DEVLETİN TAVRI MESELESİ DEĞİL, KADRO VE OLANAK SIKINTILARIMIZ VAR’

Sadece devletin tavrı, geçmişten bugüne politikaları meselesi değil tabii. Kadro ve olanak sıkıntılarımız had safhada. Bilhassa bölgede yaşayan insanları, özellikle de gençleri kazanmamız gerekiyor. Taban oluşturmak hayati önemde. Şimdi devlet bize gelip “alın Lazlar, size 24 saat tv yayını” dese, yapamayız.

‘LAZCANIN YETERLİ BİR DİL OLMADIĞI MEALİNDE CEVAP VERİLDİ’

Laz Kültür Derneği tarafından, 2012’de Rize’deki Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi’ne “Laz Dili ve Kültürü Uygulama ve Araştırma Merkezi” açılması için dilekçe verilmişti. Buna benzer girişimler yapıldı mı, sonuç alındı mı?

Girişim, benzer diğer girişimler gibi sonuçsuz kaldı. Lazcanın yeterli bir dil olmadığı mealinde bir cevap verildi. Ancak, İstanbul’da özel bir üniversitede Lazca dersi var. Demek ki “yeterli”ymiş.

‘YOK OLUŞ RİSKİNİN SOĞUK NEFESİ LAZCANIN ENSESİNDE’

Lazcayla ilgili Türkiye’deki genel durum nedir? Devlet Lazcayla ilgili çalışmalara destek veriyor mu? Ya da engelliyor mu?

Lazcanın vaziyeti genel olarak bakıldığında iç açıcı değil. Yok oluş riskinin soğuk nefesi Lazcanın ensesinde. Son yıllarda Lazcaya yönelik Laz halkında bir ilgi uyanışı olsa da, ortada Lazcayı yaşatmaya yetecek bir ilginin olduğunu söyleyemeyiz. Fırtına vadisindekiler istisna, köylerdeki çocukların bile Lazca konuşamadığı acı bir tablo var karşımızda.

Devlette bir yumuşama olduğunu söyledik. Belki de “nasılsa asimile ettik” diyorlardır. Lazca seçmeli derslerle ilgili kaynak kitap ve öğretmenler konusunda devlet destek veriyor olsa gerek.

Ha, yarın, öbür gün “bölücü” diye alınmayacağımızın bir garantisi yok elbet. Burası Türkiye.

‘DGM YARGILAMALARI LAZCA İÇİN ÇALIŞANLARI DURDURAMADI’

Laz kültürü, dili 90’lı yıllarda daha görünür olmuştu. Lazların Tarihi kitabının basılması, Laz Enstitüsü, Laz Vakfı, Ogni (Duy) dergisi, Çiviyazıları Yayınevi, Lazca müzik denince akla ilk gelen Kazım Koyuncu’nun da üyesi olduğu Zuğaşi Berepe, ilk lazca rock albümü Va Mişk’unan (Bilmiyoruz), Birol Topaloğlu’nun Heyamo’yu albümü… 90’lardan sonra derin bir sessizliğe gömülmesinin nedeni ne Lazcanın?

Sessizliğe gömüldüğümüzü söyleyemeyiz, tersine faaliyetler arttı, bir külliyat birikti. Lazca sözlükler, roman, dünya klasiklerinden çeviriler, şiir kitapları çıkıyor. Lazca gazete çıktı. Laz Kültür Derneği ile Laz Enstitüsü var. İnsanlar çocuklarına Lazca isimler veriyorlar. Köy adları tabelalara de facto olarak Lazca yazılıyor. Yani doğum/emekleme dönemindeki DGM yargılamaları, faşist basındaki tefrikalar, tehditler Lazca için çalışanları durduramadı. Sadece ilk dönemki kadar ilgi görmediği, ses getirmediği, sansasyonel bir etki yaratmadığı için dışarıdan böyle görünüyor olabilir.

‘MÜZİKAL ALAN KISA SÜREDE YOZLAŞTI, NE KAZIM KOYUNCUNUN RADİKALİZMİ NE TOPALOĞLU’NUN OTANTİZMİ VAR’

Dediğinizin yalnızca müzik alanında bir karşılığı olabilir. Zuğaşi Berepe’nin, Kazım’ın, Topaloğlu’nun yarattığı sarsıcı etkinin, uyanışın Lazcaya ve Laz olma bilincine katkısı oldu. Fakat müzikal alandaki ilgi kısa sürede yozlaştı. Şimdi ne Zuğaşi Berepe radikalizmi, ne de Topaloğlu otantizmi var. Bir iki istisna hariç piyasacılık var.

‘GÜÇLÜ BİR SÖZLÜ GELENEĞİMİZ VAR, YAZILI EDEBİYAT ‘YOK’ DENİLECEK KADAR ZAYIF’

Lazca edebiyatta durum nedir ve Lazca edebiyatın gelişmesi için neler yapılmalı?

Güçlü bir sözlü edebiyat geleneği var. Yazılı edebiyata gelirsek “yok” denilecek kadar zayıf. Osmanlı’nın son döneminde bir mevlit çevirisini, Sovyetlerde az sayıda Marksist-Leninist edebi örneği biliyoruz sadece. ’90’lardaki birkaç şiir kitabıyla, 2013-14’teki kısmî “atılım” olmasa bir Laz yazılı edebiyatından söz edemezdik.

Lazca edebiyatın gelişmesi için bu dergiyi çıkarıyoruz. Lazlara Lazcayı sevdirerek, Lazları Lazca yazmaya özendirerek, cesaretlendirerek, yazanları destekleyerek bu edebiyatı geliştirebiliriz. Telif ya da çeviri Lazca yazın sıradan bir iş haline gelmeli.

Lazca kurslar var mı? Lazca’nın günlük hayatta, kültür sanatta, edebiyatta var olabilmesi için kurs yeterli mi?

Lazca kurslar Laz örgütleri tarafından zaman zaman açılıyor. İlginin pek yoğun olduğu söylenemez. Pazar’da sol bir derneğin, Fındıklı’da belediyenin desteklediği Lazca kursları var. Kurs mühim ama ancak palyatif, sınırlı bir fayda sağlayabilir.

‘LAZCA DERS KAZANIMI, LAZCA VE LAZLAR İÇİN ÖNEMLİ BİR ANDIR’

2013’te Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Talim Terbiye Kurulu 28 Ağustos’taki toplantısında Laz Enstitüsü’nün girişimiyle kurulan komisyonun ilköğretimdeki Yaşayan Diller ve Lehçeler Dersi Lazca bölümü için hazırladığı Lazca ders müfredatını kabul etmişti. Daha sonra ne oldu?

Lazca ders Lazların, en azından Laz kültür hareketinin öteden beri talebiydi. 2013’ten beri Lazca seçmeli dersleri var. 2014’te Laz ilçelerinde, Pazar, Ardeşen, Fındıklı, Arhavi, Hopa ve Borçka’da. 274 Lazca öğrencisi, 10 Lazca öğretmeni vardı. Yani sadece Çamlıhemşin’de ve Marmara ile Batı Karadeniz’deki muhacir Lazların yaşadıkları yerlerde Lazca sınıfları yoktu. Kocaeli’ndeki bir talebinse reddedildiğini anımsıyorum. Şimdi İstanbul – Beykoz’da da bir sınıf var.

Sayı, ilgi az. Bu sadece Lazların bir bölümünün konuya ilgisinin az olmasından değil, sınıf oluşturma şartlarından ve idarelerin negatif yönlendirmelerinden de kaynaklanıyor.

Her şeye rağmen okullarda Lazca dersi kazanımı, Lazca ve Lazlar için önemli bir andır.

(*) Ç’ari do noşkerite ç’ari: Yaz da kömürle yaz

Kaynak: Necmi Şahin / Tükenmez Haber

Share
#

SENDE YORUM YAZ

10+2 = ?