• “DOĞU KARADENİZ KUŞLARI” KİTAP OLDU
  • KAÇKAR DAĞLARI MİLLİ PARKI TANITIM FİLMİ
  • EFSANE TÜRKÜ HAYDE’Yİ “DOĞA İÇİN ÇAL”DILAR
  • KARADENİZ’İN EN İYİ 10 TARİHİ YERİ

logo

İŞTE DEMİRKAPI’NIN ŞİFRESİ


Oktay Hacıoğlu
oktayhacioglu@patikaa.com

Oktay-Hacıoğlu-köşe-yazısı-profiliOktay Hacıoğlu (Arkeolog)

Petroglif (kaya resmi) yaklaşık 15 bin yıllık insanlık tarihini aydınlatan ve anlamlandıran en önemli arkeolojik verilerdir. Bununla birlikte o dönem yaşayan toplumların yaşam ve inanç kültürlerini günümüze denk ulaştıran en önemli bulgulardır. Bu sahada bulunan yaklaşık 100 civarı petroglifin yapım ve çizim teknikleri incelendiğinde her birinin farklı olduğunu stilize, vurma ve dövme tekniklerinin kullanıldığını görebilmekteyiz. Bu farklılık bize bu bölgenin günümüzden 2 bin yıl öncesinde itibaren 15 bin yıl öncesine kadar uzanabileceğini göstermektedir ve bu farklılık aynı zamanda maksimum 13 bin yıla uzanabilecek sürekliliği ve devamlılığı açıkça ortaya koyabilmektedir. Bu sahaya yakin vadi içlerinde bulunan ve yaşam alanı olarak kullanılan prehistorik döneme ait içinde piktogram yazıtların bulunduğu doğal mağaralar bulunmaktadır. Ayrıca derin vadi içlerinde taş moloz yığınıyla korugan haline getirilen 2 adet kurgan mezarları bulunmaktadır. Petroglif sahasının bulunduğu üst bölge bir yaşam alanı olmayıp yılda bir veya iki kez toplu şekilde dinsel ritüellerin yerine getirildiği bir tapınak alanı olarak kullanıldığını değerlendirmekteyiz. Ural-Altay bölgesinden sonra karşımıza çıkan en eski petrogliflerle karşı karşıyayız. Bölge tamamen define avcılarının tehdidi altında bulunmaktadir, bir an önce ilgili bakanlık tarafından bu ata mirasımıza sahip çıkılıp koruma altına alınması zaruri haldedir.

DemirkapınınŞifresi-7Prof Dr Yaşar Çoruhlu (Mimar Sinan Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi) & Kumsal Yenilmez (Türk Kültür Uzmanı / Araştırmacı-Tarihçi-Yazar)

Tek pano üzerinde bulunan kaya resmindeki av sahnesinde,2 adet insan betimlemesinin ok-yay kullanarak yaban keçisi avlamaya çalıştığını ve panonun sağ üst kısmında bulunan ve elleri havaya doğru kalkmış olan insan betimlemesinin(korkuluk) ise avı korkutarak yönlendirmeye çalışan yardımcı avcı olarak değerlendirmekteyiz. Bir ekip halinde olan bu av sahnesinin Demirçağ’dan Ortaçağ’a kadar olan zaman çizgisinin bir evresine ait olabileceğini düşünmekteyiz. Kaya yüzeyi dökülerek ve bazı yerlerde konturlar oyularak yapılmış resimdir. Avrasya sathında Milattan Önce ki devirlerden beri Türk halklarının yaşadığı alanlarda yüzlerce paraleli bulunabilecek bir sahne ilen karşı karşıyayız. Yine ayni bölgede bulunan ve taşlardan oluşturulan küçük suni tepeyi yani kurganı görmekteyiz, Taş yığının çapına bakacak olursak orta büyüklükte olan kurganlardan olduğu ve Azerbaycan’ın Apşeron yarim adasındaki kurganlar ile Kafkas kurganlarının Türkiye’deki devamı niteliğinde olduğu ileri sürülebilir. Bu büyüklükteki kurganlar M.Ö 3 binlerden beri İç Asya, Orta Asya ve Doğu Avrupa’da görülür. Doğu Avrupa’da bazı bölgelerde kronolojide bazı kesinti olurken, Türk halklarının (Ön Türk) M.Ö en az 3 binlerden beri yayıldığı alanlarda büyük, orta boy veya küçük kurganların binlercesi Orta Çağlara kadar inşa edile gelmiştir. Anadolu kurganları Avrasya Türk kültürünün erken veya geç dönemlerinin bir uzantısı olarak ele alınabilinir. Arkeolog Hacıoğlu’nun tespit ettiği kurganlara benzer bir örnekler çok yakin tarihte Ankara’nın Güdül ilçesinde de tespit edildi. Mağara içinde keşfedilen küçük boyutlu insan ve hayvan figürlerinin oluşan şekiller piktogram olarak nitelendirilebilir. Bu tür eski yazılar uzmanlık alanımız olmadığı için görüş bildiremeyeceğim ama Arkeolog Oktay Hacıoğlu’nun daha önceden söylediği gibi yaşam alanı olan bu mağaradaki yazıtın dua metni veya av büyüsü metni olabileceği söz konusu olabilmektedir. Sonuç olarak arkeolog Oktay Hacıoğlu’nun keşif ve tespit ettiği bu kaya üstü resimler ve kurganlar İç Asya Proto Türk ve Türk kültürlerinin paralelinde gerçekleştirilmiş oldukça büyük öneme sahip arkeolojik veri ve bulgular olup bir an önce akademik çalışmaların başlatılması zaruri bir gerekliliktir.

DemirkapınınŞifresi-8Zemini kırmızı olan kaya parçası üzerindeki petroglif ucu küt bir metal aletle kaya yüzeyi kalın hatlar halinde taranarak veya dökülerek meydana getirilmiştir. Sanatsal açıdan gelişmiş iyi düzenlenmiş bir şemaya sahip bir tasvirdir. Ziğzağ veya kimisi spirale yakin hatların kullanıldığı bu kaya resminde bir yerleşim yeri(yaylak) tasvir edilmiştir. Bilindiği üzere M.Ö 3 binlerden itibaren ağırlıklı olarak orta ve iç Asya’nın bozkır ve orman+bozkır bölgelerine yayılmış Türk halklarının kışlık ve yazlık yerleşim yeri olarak ikili bir yerleşim anlayışı vardi. Yaylak ve kışlak tarzı denilen bu yerleşimlerden yaylak yerleşimi bu sahnede karşımıza çıkmaktadır. Sahnenin yukarısında ucu üçgen gibi çıkan Ziğzağ çizimler dağ sınırlarını ifade etmektedir. Burada dağ sıraları ile sınırlanmış vadi ve yaylalık alan sınırları çizilmiştir. Aşağıda spirale daha yakin paralel çizgiler de yine dağ doruklarını veya akarsuyu ifade etmektedir. Söz konusu coğrafi yapı ilen bu sahne karşılaştırılabilinir. Sahnenin yukarı ve aşağısındaki bu resimsel öğeler arasında insan ve hayvan figürleri günlük yaşamları veya dinsel-büyüsel uygulamaları ile birlikte yer almaktadır. Resim üslubuna baktığımızda söz konusu olan tarz ilk etapta Çatalhöyük resimlerini akla getiriyor. Ancak ifade edildiği şekildeki yerleşim yeri tasvirleri M.Ö ki devirlerden beri Sibirya, Kazakistan ve Kırgızistan’a kadar çeşitli bölgelere kadar görülür. Bu sahne geç tunç devri ile demir devrin sonlarına kadar olan döneme ait olabilmektedir. Bu açıdan arkeolog Hacıoğlu’nun tespit etmiş olduğu bu kaya resmi Türk tarihi açısından son derece önemli arkeolojik bir kaynak olarak karşımıza çıkmaktadır.

DemirkapınınŞifresi-3Nuray Bilgili ( Türk Mitolojisi Uzmanı / Araştırmacı-Tarihçi-Yazar)

Güneş Tekerleği ve Geyik Üzerindeki Şamanın Kozmik Yolculuğu

Keşfedilen petroglifte, “Güneş Tekerleği”, “Geyik” ve geyik üstünde kozmik yolculuğa çıkmış ve adeta kollarını Tengri’ye uzatmış bir “Şaman” görülmektedir. Türk mitolojisinde Şamanlar, Tanrıya olan yolculuklarını geyik ya da at üzerinde yaparlar. Bu ritüeli gerçekleştirirken Güneş Tekerleğinin de yer alması çok büyük önem taşımaktadır. Sayın Hacıoğlu’nun keşfettiği kaya resminde olduğu gibi, Türk kozmoloji düşüncesine göre de, Güneş 8 kollu bir tekerlek şeklinde düşünülürdü. Ayrıca güneş, at üzerine binmiş bir araba sürücüsü olarak da ifade edilir. Bu petroglifde de, güneş diskini ya da tekerleğini süren at arabası ve at üzerinde araba sürücüsü tasvir edilmiştir.

DemirkapınınŞifresi-5Üst bölümde ihtişamlı boynuzlara sahip bir geyik figürü de dikkat çeker. Geyik boynuzları Güneşi sembolize eder. Türk “Güneş Tekerleği” çizimlerine, Saymalıtaş kaya resimlerinde de rastlanır. Türklerin kayalar üzerine çizdikleri petrogliflerin önemli bir bölümü, Şamanların geyik ya da at üzerindeki göksel yolculuklarını anlatır. Şamanlar kesilen kurbanın ruhunu Tengriye ulaştırır. Diğerleri ise gök cisimlerinin soyutlanmış ve stilize edilmiş şeklidir.

Türklerin Anadoluya gelişini, ısrarla 1071 tarihine çekmek isteyen batılılara önemli bir cevap niteliğindeki bu keşif için, Arkeolog Sayın Hacıoğlunu kutluyorum…

 

Share
#

SENDE YORUM YAZ

3+2 = ?

#

İŞTE DEMİRKAPI’NIN ŞİFRESİ” için 2 Yorum

  1. Fevzi Durmuş : diyor ki:

    NuraY Hanım,
    Sizlerden Artvin Yöresinde bulunan ve 6 Köşeli Yıldızla damgalı tarihi kiliseler hakkında akademik bir araştırma yapmanızı dileriz.Bu çalışmanız yöre tarihine bir ışık tutacaktır.Başarılı çalışmalarınızın devamını dilerim.

  2. ayhan öztürk : diyor ki:

    fotoğrafı görülen yer demir kapı yaylası değildir

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • FIRTINA VADİSİ ZİYARETÇİLERİNİ BEKLİYOR

    04 Ağustos 2016 Çevre-Doğa, Köşe Yazarları, Tüm Manşetler

    Dünyada koruma öncelikli 200 ekolojik bölge arasında yer alan Rize'deki Fırtına Vadisi, barındırdığı yeşilin bin bir tonu ve doğa sporlarına uygun yapısıyla, turistlerin gözde mekanı olmayı sürdürüyor. Kaçkar Dağları'nın zirvelerinden doğan, buzul (sirk) göllerinin serin sularıyla beslenen, Rize'nin Ardeşen ilçesinden denize dökülen Fırtına Deresi'nin oluşturduğu Fırtına Vadisi, barındırdığı yeşilin bin bir tonuyla Doğu Karadeniz'in gözde mekanları arasında yer alıyor. Bakir doğası, zengin flora ve faunasıyla Kaçkar Dağı eteklerindeki vadi, ...
  • PATİKAA.COM 2 YAŞINDA

    01 Ağustos 2016 Köşe Yazarları, Medya, Tüm Manşetler

    Bu toprağın internet sitesi sloganıyla 1 Ağustos 2014 tarihinde yayın hayatına merhaba diyen patikaa.com tam 2 yaşında. %100 Karadeniz sitesi olan patikaa.com’un yayın içeriği de hepinizin malumu üzerine siyaset ve 3.sayfa haberlerinin yer almadığı tamamen kültür-sanat, çevre-doğa, turizm ve tarih ağırlıklı bir internet sitesi. İlk kez bu tarzda Karadeniz bölgesinde bir internet sitesini zorluklarını zaman zaman yaşasakta okuyucularımızın bize verdiği destekle iki yıl gibi kısa sürede çok büyük kademeler kat ettik. Karadeniz’de yapılma...
  • İŞTE DEMİRKAPI’NIN ŞİFRESİ

    27 Ağustos 2015 Çevre-Doğa, Köşe Yazarları, Kültür Sanat, Tarih, Tüm Manşetler

    Oktay Hacıoğlu (Arkeolog) Petroglif (kaya resmi) yaklaşık 15 bin yıllık insanlık tarihini aydınlatan ve anlamlandıran en önemli arkeolojik verilerdir. Bununla birlikte o dönem yaşayan toplumların yaşam ve inanç kültürlerini günümüze denk ulaştıran en önemli bulgulardır. Bu sahada bulunan yaklaşık 100 civarı petroglifin yapım ve çizim teknikleri incelendiğinde her birinin farklı olduğunu stilize, vurma ve dövme tekniklerinin kullanıldığını görebilmekteyiz. Bu farklılık bize bu bölgenin günümüzden 2 bin yıl öncesinde itibaren 15 bin yıl öncesine...
  • KAÇKAR’IN AĞLAYAN GELİNİ; TERS LALELER

    14 Ağustos 2015 Çevre-Doğa, Köşe Yazarları, Tüm Manşetler

    Rize- Kaçkar Dağları Doğu Karadeniz’in ve Türkiye’nin en yüksek rakımlı dördüncü dağı olan Kaçkar Dağı, görkemli görünümünün yanı sıra birden çok doğal güzellikleri de beraberinde barındırıyor. Bu güzellikler arasında yöre halkı arasında “ ağlayan gelin” olarak adlandırılan “Ters Lale”leri Kaçkarların eteğinde bulunan yaylalarda Haziran ayı içerisinde görmek mümkün. Kaçkar Dağları; coğrafi özelliği olarak Doğu Karadeniz bölgesinin kuzeyinde bulunan ve çeşitli kültürleri bir arada barındıran, dantel gibi işlenmişçesine büyüleyici mis kokan...