• KAÇKAR DAĞLARI MİLLİ PARKI TANITIM FİLMİ
  • EFSANE TÜRKÜ HAYDE’Yİ “DOĞA İÇİN ÇAL”DILAR
  • KARADENİZ’İN EN İYİ 10 TARİHİ YERİ
  • KARADENİZ’İ BİR DE BÖYLE İZLEYİN

logo

KARADENİZ’İN EN GÜZEL YAPILARI SERENDERLER


Uğur Biryol
ugurbiryol@patikaa.com

UğurBiryol-Köşesi.1Karadeniz Bölgesi’nde, geçmişte yiyecek saklamak için ambar niyetine kullanılan ve evlerin bitişiğine inşa edilen serenderler, mimari güzellikleri ve tarihi değerleriyle dikkat çekiyor. Artık konaklama yeri olarak da kullanılan serenderler nostalji sevenler için bulunmaz bir hazine.

Yolunuz Karadeniz Bölgesi’ne düştüğünde, özellikle eski ahşap evlerin ya da büyük konakların yanında ilk başta anlam veremeyeceğiniz, ev gibi görünen ama pek de eve benzemeyen bir yapı fark edeceksiniz. Bilin ki ona yörede ‘serander’, ‘serender’, ‘nalya’ derler. Bu özgün yapılar buzdolabının icat edilmediği dönemde yanında bulundukları evin yiyecek depolarıydı. Nasıl mı? Bir kere serenderler yazın serin olur, kışın da hava sirkülasyonu sayesinde buz gibi. Bu yapıların içinde toplanan mısır, fındık, fasulye, elma gibi birçok yiyeceğin bozulma şansı yoktur. Ayrıca bütün yiyeceklerin derli toplu bir arada bulunmasını sağladığı için de önem arz ederler.

Serenderler eski işlevlerini geleneksel tarımdan uzaklaştıkça kaybettiler. Evlerin yanında aksesuar gibi duran ama son yıllarda özellikle konaklama alanı olarak da kullanılan bu harika yapılar farklı şekillerde bulunuyor. Mesela büyük konak sahiplerinin serenderleri mutlaka alt katında misafir odası olacak şekilde tesis edilmişken, daha küçük ahşap evlerin serenderleri de küçüktür. Misafir odasına sahip serenderler elbette diğerlerine nazaran daha gösterişlidir ancak öyle yerlerde öyle serenderlere rastlarsınız ki, ince ahşap işçiliğini seyretmeye doyamazsınız. Alt taraflarında bulunan yuvarlak ahşap kaideler, kemirgenler tırmanmasın diye oraya konulmuş, fakat aynı zamanda estetikler. Ayrıca serenderlerin çoğunda makara sistemiyle oluşturulmuş merdivenlere rastlarsınız. Makaranın ipini taşıyan bir ağırlığın bağlı olduğu ahşap kütle, ‘merdivenin manivelası’ işlevini görür. ‘Serender’in ilk katına çıktığınızda etrafını ahşap çitlerle kapattıklarını görürsünüz. Bazı serenderler çift katlıdır ve hemen hemen alt katla aynı işlevi görürler. Bazı köylerde serenderlerin altına ahır bile yapıldığı görülür. Bu çok fonksiyonlu yapılar son yıllarda bazı turizmcilerin de gözdesi oldu. Kimileri serenderleri Maçka yolu üzerindeki tesiste olduğu gibi minimal bir anlayışla konaklama yerine dönüştürdü. Çamlıhemşin’de ise bir serenderde yemek verildiğini biliyoruz.

Dünyada eşi yok

Serenderler, Şengül Öymen Gür hocanın da anlattığı gibi kimlikli yapılardır. Kimi bölgelerde serenderlerin evlerden daha ön planda olduğunu görürsünüz. Bu çok fonksiyonlu yapılar için geleceklerini kurtarmak adına bir şeyler yapılabilir mi diye düşünüyorum. Mesela serenderlerin de tıpkı evler ve konaklar gibi bakımının yapılması için bir proje yapılsa. Dünyada belki de eşi benzeri yoktur çünkü.

uğurbiryol-serender2Yorumlamasını bilene mimarlık dersi

Serenderlerin Karadeniz genel mimarisi içindeki yerini işin uzmanı Prof. Dr. Şengül Öymen Gür’e sormak lazım. Gür, serenderle ilgili bir yazısında şöyle diyor: “Büyüyüp mimar olunca gördüm ben serenderi. Mesleki bir ilgi diyebiliriz buna. Ne büyük keyif diye düşündüğümü anımsıyorum. Ama sonra öğrendim; bunlar insan için değil, daha çok tahıl ambarı olarak yapılırlarmış. Ne türleri var, ne türleri! Ahşap çatma, boğaz geçme teknikleriyle yapılanlar, çamdan-kestaneden olanlar. Hele hele de yaşmaklılar. Serenderin mimarisi basittir. Toprağa çakılı dört ayağın üstünde dururlar. Kemirgenlerin baskınına uğramasın diye yerden yüksekte inşa edilirler. Zararlılar tırmanamasın diye en yaratıcı yerleri merdivenleridir. İş bitince yapıya eklemlenen bir detayla derlenip toplanıp kaldırılır merdivenler. Havadar olmaları gerekir, küflenmemeli buğday, arpa, nohut. Bu yüzden bir dizi pencereleri olur. Ne oymalar! Bir mimarlık dersidir serenderler yorumlamasını bilene…”

Not: Hürriyet gazetesinde yer alan bu yazı Uğur Biryol’un özel izniyle patikaa.com’da yayınlanmıştır. Gazeteci Biryol’un yazılarına yer vermeye devam edeceğiz

Share
#

SENDE YORUM YAZ

2+5 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • FIRTINA VADİSİ ZİYARETÇİLERİNİ BEKLİYOR

    04 Ağustos 2016 Çevre-Doğa, Köşe Yazarları, Tüm Manşetler

    Dünyada koruma öncelikli 200 ekolojik bölge arasında yer alan Rize'deki Fırtına Vadisi, barındırdığı yeşilin bin bir tonu ve doğa sporlarına uygun yapısıyla, turistlerin gözde mekanı olmayı sürdürüyor. Kaçkar Dağları'nın zirvelerinden doğan, buzul (sirk) göllerinin serin sularıyla beslenen, Rize'nin Ardeşen ilçesinden denize dökülen Fırtına Deresi'nin oluşturduğu Fırtına Vadisi, barındırdığı yeşilin bin bir tonuyla Doğu Karadeniz'in gözde mekanları arasında yer alıyor. Bakir doğası, zengin flora ve faunasıyla Kaçkar Dağı eteklerindeki vadi, ...
  • PATİKAA.COM 2 YAŞINDA

    01 Ağustos 2016 Köşe Yazarları, Medya, Tüm Manşetler

    Bu toprağın internet sitesi sloganıyla 1 Ağustos 2014 tarihinde yayın hayatına merhaba diyen patikaa.com tam 2 yaşında. %100 Karadeniz sitesi olan patikaa.com’un yayın içeriği de hepinizin malumu üzerine siyaset ve 3.sayfa haberlerinin yer almadığı tamamen kültür-sanat, çevre-doğa, turizm ve tarih ağırlıklı bir internet sitesi. İlk kez bu tarzda Karadeniz bölgesinde bir internet sitesini zorluklarını zaman zaman yaşasakta okuyucularımızın bize verdiği destekle iki yıl gibi kısa sürede çok büyük kademeler kat ettik. Karadeniz’de yapılma...
  • İŞTE DEMİRKAPI’NIN ŞİFRESİ

    27 Ağustos 2015 Çevre-Doğa, Köşe Yazarları, Kültür Sanat, Tarih, Tüm Manşetler

    Oktay Hacıoğlu (Arkeolog) Petroglif (kaya resmi) yaklaşık 15 bin yıllık insanlık tarihini aydınlatan ve anlamlandıran en önemli arkeolojik verilerdir. Bununla birlikte o dönem yaşayan toplumların yaşam ve inanç kültürlerini günümüze denk ulaştıran en önemli bulgulardır. Bu sahada bulunan yaklaşık 100 civarı petroglifin yapım ve çizim teknikleri incelendiğinde her birinin farklı olduğunu stilize, vurma ve dövme tekniklerinin kullanıldığını görebilmekteyiz. Bu farklılık bize bu bölgenin günümüzden 2 bin yıl öncesinde itibaren 15 bin yıl öncesine...
  • KAÇKAR’IN AĞLAYAN GELİNİ; TERS LALELER

    14 Ağustos 2015 Çevre-Doğa, Köşe Yazarları, Tüm Manşetler

    Rize- Kaçkar Dağları Doğu Karadeniz’in ve Türkiye’nin en yüksek rakımlı dördüncü dağı olan Kaçkar Dağı, görkemli görünümünün yanı sıra birden çok doğal güzellikleri de beraberinde barındırıyor. Bu güzellikler arasında yöre halkı arasında “ ağlayan gelin” olarak adlandırılan “Ters Lale”leri Kaçkarların eteğinde bulunan yaylalarda Haziran ayı içerisinde görmek mümkün. Kaçkar Dağları; coğrafi özelliği olarak Doğu Karadeniz bölgesinin kuzeyinde bulunan ve çeşitli kültürleri bir arada barındıran, dantel gibi işlenmişçesine büyüleyici mis kokan...