• ULUSLARARASI KRİSTAL TURNA KISA FİLM YARIŞMASI BAŞVURULARI BAŞLADI
  • KARADENİZ’İ BİR DE BÖYLE İZLEYİN
  • ‘DEREBAŞI VİRAJLARI’ DÜNYANIN EN TEHLİKELİ YOLU SEÇİLDİ
  • EN GÜZEL 10 ŞELALADEN 3’Ü KARADENİZ’DE

logo

01 Aralık 2015

TİPİK BİR KARADENİZ KADINI: HAYRİYE HANIM

atv ekranlarında yayınlanan Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz dizisinin en çok konuşulan karakterlerinden biri de Tipik bir Karadeniz kadını olan Hayriye Hanım…


KaradenizKadınıHayriye-1Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz dizisinin en çok konuşulan karakterlerinden biri Hayriye Hanım. Tipik bir Karadeniz kadını… Üstelik gücüyle kudretiyle birçok insana korku salan bir adamın, Hızır Çakırbeyli’nin annesi. Belki de o adama lafını geçirecek tek kişi! Hayriye Hanım’ı canlandıran Sabina Toziya, aksanı ve tavrıyla seyirciden tam puan aldı. Sokakta görenler Toziya’yı gerçek bir Karadenizli sanıyor.

Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz’ın otoriter annesi Hayriye Hanım’ı canlandıran Sabina Toziya

IMG_9539atv’nin iddialı dizisi Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz’ın erkek dünyasında en az onlar kadar güçlü ve her şeye meydan okuyan Hızır ve İlyas Çakırbeyli’nin anneleri Hayriye Hanım… Makedon olmasına rağmen senaryo gereği tam bir Karadenizli anne ruhunu yansıtan Sabina Toziya bu güçlü karakteri anlatırken, “Tüm aile fertlerini kurtarmak için savaşır. ‘Ben olmazsam bunlar sokaklarda ölecek’ sözü benim için bu karakteri yansıtan anahtar ifadedir” diyor. Dizide yeraltı dünyasının en güçlü karakterlerinden Hızır Çakırbeyli’yi canlandıran Oktay Kaynarca: “Sabina’nın annelik duygusunun izleyiciye bu kadar geçmesinin nedenini, bizim onu benimsediğimiz gibi onun da bizi benimsemesine bağlıyorum.” Ozan Akbaba ise dizideki anneyi “Otoritesinden taviz vermeyen, anaç ve aynı zamanda dediğim dedik bir kadındır. Hükümet gibi kadın derler ya, aynen öyle işte” sözleriyle tanımlıyor. Türk kültüründe annenin yeri özeldir. Anne görünmez bir güç olarak aileyi yöneten, idare eden kişidir. Hayriye Hanım’ı canlandıran Makedon tiyatro sanatçısı Sabina Toziya da rolün hakkını sonuna kadar veriyor. İzleyenleri kendine hayran bırakan Tozina şivesi, hali ve tavrıyla sanki gerçek yaşamında da Hayriye hanım gibi. Hayriye Hanım’ı canlandıran Sabina Toziya Makedonya Üsküp doğumlu. 1950’li yıllarda, Makedonya’dan Türkiye’ye göç eden Türklerin aksine, ailesi göç etmemeye karar verince hayatı şekillenmiş. Anadili Türkçe olmasına rağmen, eğitimini Makedonca almış. Ekonomi okumaya başladığında, ailesi sakin ve sağlam bir mesleğe sahip olacağı inancıyla çok mutlu olmuş. Oysa tiyatro virüsü çoktan Sabina Toziya’nın kalbinin derinliklerine kadar ulaşmış. Ve böylece tiyatrocu olmuş. Bundan sonrasını ondan dinleyelim…

IMG_3089– Oyunculuk hayatınıza nasıl girdi?
– Ağabeyim Üsküp’te Türk tiyatrosunda bir aktördü ve bu nedenle genç yaşımdan itibaren sahne benim ikinci evim haline geldi. Devamlı temsilleri izlemeye gidiyordum. İzleyiciler salonda temsili keyifle izlerken, ben perde arkasında gizlendiğimi hatırlıyorum. İşte o an orada mastekst (Sakal ve bıyık yapıştırıcısı) kokusu hissettim. Bir tiyatro efsanesi diyor ki: Bu kokuyu bir defa aldıktan sonra hiç kimse o büyüden kurtulamaz. Sahnede canlandırılan olaylar gerçek hayatta yaşananlara kıyasla bana daha gerçekçi geliyordu. Öğrenciyken birçok gösteride oynadım, aktrist olmaya karar verdim. Başarılı bir audition sonucunda Üsküp Drama Tiyatrosu üyesi oldum ve emekli oluncaya kadar o tiyatroda çalıştım. Aktörler için emeklilik sadece idari bir süreçtir, elimiz kolumuz yettiği kadar sanatımızı icra etmeye devam ediyoruz. Makedonya’daki diğer tiyatrolarda konuk sanatçı olarak görev aldım. Ancak Türk tiyatrosunda sahne almam, benim için özel bir anlam ifade ediyor.

ANNELER HAYATTA ACI ÇEKİYOR

IMG_3162– Yetiştiğiniz kültürle kıyaslanacak olursa Türk annelerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
– Türkiye ve Makedonya kültürleri birbirinden çok farklı değil. Aksine birçok yönden aynı medeniyet kalıplarını paylaşıyoruz. Benzer değerler söz konusu olunca anne kavramını algılama hususunda da benzerlikler söz konusu oluyor. Anne tüm mutlu çocukluk anılarımızın temel direğidir. Annesiz yaşanan çocukluk dönemi çoğu durumlarda mutsuz hatıralarla doludur.

– Dizide çok güçlü bir anne karakterini canlandırıyorsunuz. Anne böyle güçlü bir figür müdür?
– Annelerin çoğu, genellikle hayatta acı çekiyor. Dizide canlandırdığım anne karakteri de buna benziyor. Geçmişte yaşadığı acı dolu deneyimlerinden ders alarak, oğullarını ve yeğenlerini korumak için aşırı derecede dikkatli ve hassas davranmaya çalışıyor. Bunu yapması için mevcut bütün imkanlarını zorluyor hatta bazı toplumsal normları bile ihlal ediyor. Aile soyunu devam ettirecek oğulları üzerinde etrafındaki tüm tehlikeleri aşmak için elinden gelen her şeyi deniyor.

– Karakterinizi canlandırırken size ilham olan bir anne var mıydı?
– Bir karakteri bütün hal ve huylarıyla canlandırırken, kalıplaşmış belli prototip kişilikleri örnek almak zararlı olur. Biz sanatçılar farklı karakterlerin belirli kişilik özelliklerini birleştirmeyi yeğliyoruz. Günlük hayattan karakterlerin yanı sıra edebiyattan tipleri de örnek alıyoruz. Farklı kişilik özelliklerinden oluşturduğumuz ideal kişilik yine belirli filtrelerden geçirilir. Karakteri canlandıran sanatçının da özel yeteneği ile ortaya ideal bir karakter çıkar.

– Aile yönetmenin sırları nedir?
– Aile, belirli bir ortamda; ülkede, şehirde veya kültürde yaşam boyu tüm hoş ve hoş olmayan olaylara rağmen başarılı ya da daha az başarılı işleyen bir topluluktur. Ailenin rolü değişkendir, özellikle son zamanlarda… Buna rağmen ailenin asıl amacı hiçbir zaman değişmeyecek. Edebiyat, tiyatro, film ve özellikle televizyon dizilerinde canlandırılan aile anlayışı örnek olarak alınabilir.

BEN OLMAZSAM SOKAKTA ÖLÜRLER

IMG_6643– Bu ailenin reisi siz misiniz? Neden ve nasıl?
– Bu dizide anne karakteri bir aktris olarak benim için tam anlamıyla bir meydan okuma fırsatıydı. Onun dizideki “başrolü” kendi seçimi ya da tercihi değil aslında. Burada kabul etmek zorunda kaldığı bir durum söz konusu. Kocasının hapishanede ölmesi ve sonrasında almış olduğu darbeler ve oğlunun mafya tarafından öldürülmesi, hayatta kalma ve kendisini koruması için içgüdülerini uyandırmış. Sadece kendisini değil yavrularını korumak için bu şekilde davranıyor. Anne tüm aile fertlerini, tek sözle kurtarmak için savaşır. “Ben olmazsam bunlar sokaklarda ölecek” sözü benim için bu karakteri yansıtan anahtar ifadedir.

– Karadeniz annelerine dair bir araştırma yaptınız mı?
– Kafamda birçok soru vardı. Onların cesareti, gururu, titizliği ve acılara göğüs germe becerileri hakkında ön bilgiye ihtiyacım vardı. Ailenin emniyeti söz konusu olduğunda, onların etik anlayışı modern dünyanın alışkanlıkları ve anlayışı ile kirlenmiş değildir. Genetik kodu değişmemiştir. Sokakta yürürken bazı izleyicilerin beni durdurup dizide canlandırdığım karakterin anneleri ya da büyükannelerinin karakteri ile aynı olduğunu söylemelerinin benim için en büyük bir iltifat olduğunu belirtmem gerekir. Hayriye karakterini canlandırırken Karadeniz annelerinin tüm özelliklerini tek kişi üzerinde birleştirmeye gayret gösteriyorum.

– Erkek çocuk sahibi olmak bir kadını nasıl etkiliyor ya da etkiliyor mu size göre?
– Hayriye aslında ‘erkek kadın’dır. Çocuklarına karşı sergilediği koruyucu rolü, tavrı hiç değişmiyor. Sadece süreçler değişiyor. Sadece bu sürecin gerçekleştirilmesine ilişkin fikirleri değişiyor. Bu özelliği şu ana kadar yayınlanan bölümlerde net bir şekilde görüldü. Yavrularını korumak için annelik tavırlarını sergilerken, varını yoğunu kaybetmeye razı olduğunu ve bir anne için, bu duygudan başka hayatta hiçbir şeyin önemli olmadığını hatırlatıyor.

TÜRKİYE’DE OYNAMAK HAYALİMDİ

IMG_3262Rüyalarım gerçekleşecekti fakat ben hâlâ tereddüt içindeydim. Çünkü rolümü benim konuştuğum Türkçe’den farklı bir Türkçe ile oynamam gerekiyordu

– Türkiye’de oyunculuk yapmaya nasıl başladınız?
– Farklı vesilelerle Türkiye’ye sık sık geliyordum, her fırsatta tiyatro temsillerini izliyordum. Bazı temsiller uzun zaman hafızamda güzel bir hatıra olarak kalmıştır. Türk dizileri Makedon TV kanallarında ilgi görmeye başladı, izleyicilerin beğenisini kazandı. Binbir Gece dizisinin Makedonca senkronizasyonu için bir teklif aldım. Usta sanatçı merhum Tomris İncer’in canlandırdığı karakteri Makedonca seslendirdim.

– Tanıştınız mı sonra Tomris Hanım’la?
– Kendisiyle bizzat Makedonya’nın Ohri şehrinde tanışma fırsatım oldu. Samimi bir tanışmaydı, onun karakterini Makedonca canlandırmamla ilgili beni çok övdü. Muhteşem Yüzyıl dizisinde canlandırdığı Daye Hatun karakterini Makedonca seslendirmem için kendisinden yetki aldım. Aynı dizide meslektaşım Filiz Ahmet de rol almıştı. Dizinin yapımcısı Nermin Eroğlu Üsküp’e ziyarete geldiğinde dizinin Makedonca seslendirilmiş halini izlediğinde benimle tanışmak istemiş. Kısa bir süre sonra kendisinden bana deneme çekimleri yapmamız için bir teklif geldi, böyleceMuhteşem Yüzyıl dizisinde Afife Hatun rolünü bana lâyık gördüler. Böyle bir teklif aldığımda biraz korktuğumu ve tedirgin olduğumu itiraf edeyim. Türkiye’de oynamak aslında benim hayalimdi, rüyalarım gerçekleşecekti, fakat ben hâlâ tereddütteydim çünkü rolümü, benim konuştuğum Türkçe’den farklı bir Türkçe ile Türkiye Türkçesi ile oynamam zarureti şüpheci duygularımı biraz daha körükledi. Yönetmenlerin, oyuncu arkadaşlarımın yardım ve destekleri ve çekimde kullanılan üst düzey standartlar sayesinde bende oluşan dil endişesinin üstesinden gelmeyi başardığımı düşünüyorum.

Aksanım en büyük iddiam

IMG_9422– İzleyen sizin tipik bir Karadeniz kadını olduğunuzu düşünür. Bunu nasıl başardınız ?
– Bazı aktörler canlandıracağı karakteri oluşturmada kanıtlanmış bir yöntem kullanmayı tercih eder. Karakter hakkında kendi biyografisini oluştururlar. Ben de bu yöntemi kullanıyorum. Bu süreç tamamıyla bitmez. Her yeni bölümle yönetmenin oyuncuya vermiş olduğu yükümlülükler sayesinde oyuncudan, canlandırdığı karaktere farklı bir imaj giydirmesi beklenir. Uzaktan ilham kaynağımın Brecht’in ‘Cesaret anası’ karakteri olduğunu söyleyebilirim. Bunda ne kadar başarılı olabiliyorum, yorumu izleyicilere bırakıyorum.

– Aksanınız çok gerçekçi bunu neye bağlıyorsunuz?
– Özellikle konuştuğum lehçe ve aksan kesinlikle bu dizide benim en büyük iddiamdır. Bu konuda çok çalışıyorum. Yardımları ve bana böyle bir rol verdiği için Raci Şaşmaz Bey’e teşekkür ediyorum. Dizinin yapımcılarına, yönetmenlerine, meslektaşlarıma sunmuş oldukları yardım ve katkılardan dolayı sonsuz şükranlarımı iletmek istiyorum. Özellikle sevgili Yasemin’e şükran borcum var. Bana karşı olan sabır ve anlayışlarından dolayı ekip arkadaşlarıma, herkese teşekkür ediyorum. Bir ailenin bir üyesi olma duygusu beni teşvik ediyor ve iyi bir iş yaptığıma beni inandırıyor.

KAYNANALI BİR EVDE YAŞADIM

IMG_1662– Gelin ve kaynana ilişkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz ?
– Gelin-kaynana ilişkisi büyük ölçüde hâlâ geleneksel çerçeveler içinde algılanıyor. Gelin o eve gelmiştir dolayısıyla, kaynanın kendi yavruları için göstermiş olduğu anne şefkati ile ona gösterdiği eşit olamaz. Dolayısıyla, bir ailede kaynana-gelin var ise birbirlerini çekememezlik durumu yaşanır. Ben de kaynanalı bir ailede yaşadım… Göreceli bir uyum içerisinde yaşamış olmamıza rağmen, yardımlarının yanı sıra bazen az da olsa gergin anlar yaşadığımız oldu. Pek fazla dramatik durumlar olmamasına rağmen kendimi sürekli ‘gelen’ kişi olarak hissediyordum, aramızda sürekli bir ‘rekabet’ vardı. Özellikle mutfakta…

– Siz anne misiniz ve nasıl bir annesiniz ?
– Bir oğlum var ve ben iyi bir anne olduğumu düşünüyorum. Mesleğimin özellikleri yüzünden, mesela devamlı evden uzakta olmama rağmen oğlumun normal bir çocukluk yaşaması için çok çaba harcadım. Sevildiğini bilmesine, güvende olduğunu hissetmesine önem verdim. Şimdi oğlum bir yetişkin şahıs olarak aile mesleğini devam ettiriyor. Babası yönetmendir. Oğlum bizden almış olduğu sevgi ve şefkatin aynısını kendi çocuklarına da verebilirse bu benim için en büyük başarıdır.

– Kendi anneniz nasıl biriyidi?
– Annemden çok farklı olduğumu düşünüyorum. Tabii ki zamanla bazı karakteristik özellikler değişti ya da ön plana çıktı. Annem sakin ve bilge bir kadındı. Benim ahlaki standartlarım ve yaşama dair bazı esaslar hakkındaki görüşlerim ondan bana değerli bir mirastır. Diğer insanların sorunlarını iyi anlamam da belki de annemden kalan bir beceridir.

OKTAY KAYNARCA

eşkıya-dünyaya-hükümdar-olmaz-29Ne kadar güzel duygu varsa anneden geçer

– Anne deyince aklınıza ne geliyor?

– Anne dünyadır. Tek tanımlaması da budur. Her kadın bir dünyadır. Dünyaya getirdikleri doğrultusunda onlar yaratıcıdır. Yaratıcının dünyaya gönderdiği yaratıcılardır.

– Anneler erkek çocukları için ne ifade eder?
– Erkek çocuğu için anne hayatı boyunca bir kadın tanımlamasıyla ilgili sürekli kafasındaki en önemli olgulardan bir tanesidir. İlk tanıştığı kadındır. Ondan sonra karşısına çıkacak kadınla ilgili temel taşıdır. Sevgi ve pozitif enerji ve ne kadar güzel duygu varsa ilk anneden geçer.

– Kendi annenizi nasıl tanımlarsınız, hayatınıza etkisi ne olmuştu?
– Annem uzun bir süre yurtdışında olduğu için 15 yaşına kadar kısıtlı zaman dilimi içerisinde bir araya gelebildik.15 yaşımdan sonra ise tekrar bir araya gelip, birlikte yaşamaya başladık. O da üç, dört yıl kadar sürdü daha sonrasında evden ayrıldım ama annemle olan ilişkim değişik bir şekilde tersine döndü. Ben onun babası, o benim çocuğum gibi bir durum var. Şu anda bu da benim çok hoşuma gidiyor. Hayatın böyle cilveleri de var. Allah başımızdan eksik etmesin diyorum her seferinde…

– Hayriye Hanım’ı biraz anlatır mısınız?
– Sabina’nın annelik duygusunun izleyiciye bu kadar geçmesinin nedenini, bizim onu benimsediğimiz gibi onun da bizi benimsemesine bağlıyorum. Çok iyi, başarılı oyuncu olmasının da payı çok büyük tabii. Bu yüzden de çok sahici ve çok gerçekçi…

OZAN AKBABA

IMG_1494Anneler sığınak gibidir

– Anne kavramı size ne ifade ediyor?
– Anne kavramı bana dünyayı anımsatıyor. Dünyanın kendisinin de bir anne olduğunu düşünürüm hep. Yaratan, var eden, her ne olursa olsun yenileyen, onaran ve iyileştiren dünya.

– Anneler erkek çocukları için ne ifade eder?
– Bence, sığınak gibidir onlar. Koca koca adamlar olsak dahi anne hep aynı yerdedir. Kokusundan, varlığından, sevgisinden vazgeçilemeyecek olan yegane sığınak, anne.

– Kendi annenizi nasıl tanımlarsınız, hayatınıza etkisi ne olmuştur?
– Annemin adı Güler. Adı gibi sürekli güleç bir ifadesi vardır. Ne zaman baksam içimdeki sıkıntı ne kadar derin olursa olsun beni dinginleştiren, varlığı armağan gibi. Çok seviyorum onu…

– Dizideki anne karakterini yorumlar mısınız?
– Otoritesinden taviz vermeyen, anaç ve aynı zamanda dediğim dedik bir kadındır. Hükümet gibi kadın derler ya, aynen öyle işte. Ama ana yüreğidir, kızamaz, çok diretemez. Bazen kendi dediği olsun ister ama koşullar ve duruma göre çocuklarının selameti için en kök salmış fikirlerinden bile vazgeçer. Tabii bu uzun ve tahrip edici bir süreç olabilir. Sevgimiz, saygımız sonsuz Hayriye

Kaynak: Sonat Bahar / Sabah

Share
#

SENDE YORUM YAZ

5+5 = ?