• KAÇKAR DAĞLARI MİLLİ PARKI TANITIM FİLMİ
  • EFSANE TÜRKÜ HAYDE’Yİ “DOĞA İÇİN ÇAL”DILAR
  • KARADENİZ’İN EN İYİ 10 TARİHİ YERİ
  • KARADENİZ’İ BİR DE BÖYLE İZLEYİN

logo

12 Ekim 2014

VAR OLMANIN SEVİNCİNİ KAYBETMENİN TRAJEDİSİ

Farzet ki Dönemedim adlı eseri ile tanıdığımız Dursun Ali Sazkaya ‘nın yeni kitabı ‘Geceleyin Bir Yolcu’ okurlarıyla buluştu.


D.A.S-geceliyin-bir-yolcuKitabın konusu: Yaşadığı bunalım sonucu karlı bir gece vakti Kaçkar dağlarına çıkan bir aydının korku ve gerilim dolu yolculuğunu insanoğlunun çocukluğundan başlayarak yaşam boyu biriktirdiği, benimsediği, yadırgadığı ya da bilinç altına attığı duygusal çatışmalarını, kişilik bölünmelerini roman kahramanının iç konuşmaları eşliğinde insanı soluk soluğa bırakan akıcı üslubuyla bizlere aktarıyor.

Roman, gerilim dolu içeriğinin yanı sıra yaşadığımız coğrafyanın bütün sinir uçlarına dokunması açısından sosyo politik özellikler de içeriyor. Hem korku, hem gerilim hem de psikolojik bir eser olduğu söylenebilir. Roman kahramanı aşırı duyarlı, takıntılı ve aynı zamanda bellek yarılması yaşayan bir kişidir. Bilinçaltına atmış olduğu bütün duygu formları onu bir çeşit deliliğe sürükler ve hiç olmadık bir zamanda doğmuş olduğu dağ evine, karlı, fırtınalı bir gecede yola çıkarır. Gerçeklik algısı sürekli gidip gelmektedir yolculuk boyunca. Nereye gittiğinin bilincinde olmasına rağmen yolculuğun mantıksızlığını kavrayamaz ya da kabullenmek istemez. Yolculuk boyunca kendi kendisiyle konuştuğu meseleler aslında hepimizin yaşadığı ancak görmezden geldiği yahut mahalle baskısından ötürü içimize attığımız dip duyguların çatışmalarıdır. Düşmüş olduğu duygu durum bozukluğu nedeniyle kendisini iki kişi olarak görmektedir roman kahramanı. Biri gerçeği, öbürü bilinçaltını temsil eder. Doğup büyüdüğü kültürel hafızanın ördüğü kişilik biçimi ile modern yaşamın kuşatması altında yaşadığı hayatın çatışmaları ilginç tespitlerle, ironik benzetmelerle açığa çıkarır. Aynı zamanda keskin bir mizahla kendi kendisi ile kafa bulmaktadır roman kahramanı İhsan bey. Sazkaya bu eserinde, kahramanının bütün çelişkilerini doğu batı çatışmasını merkeze alarak yapmayı tercih etmiş gibi görünüyor. Coğrafyamızda cereyan eden çatışmaların, İslam toplumlarında yaşanan geriliğin sebeplerini, batı karşısında eriyip giden kadim kültürlerin hassas bireyler için ve hatta batıya öykünerek kişiliğini bulmaya çalışan gençler için hastalık gerekçesi olabileceğini vurgulamaya çalışıyor sanki. Yaşam çeşitliliğinin gittikçe azaldığı, kutsalların çoğaltıldığı bir toplumsal yapının cenderesine sıkışan bireyin bastırılan duygu ve düşüncelerinin yol açtığı ruhsal cehennemi gözümüzde canlandırıyor. Sırtımızda taşımak zorunda olduğumuz normal hayatın dışında bir de bilinçaltının karanlık dehlizlerinde var olan hayatın farkına varmamızı sağlıyor. Kitabın baştan sona kadar bir çocukluğu geri çağırma seansı olduğunu belirtmek lazım. Çocukluğun cennet bahçesinden kovulan ve bilmediği bir sürgünlüğe düşen bireyin trajedisini de böylece anlamış oluyoruz. Geceleyin Bir Yolcu, gerekçeli bir delilik ve kovulmuşluk kitabıdır aynı zamanda.. Doğanın şefkatli koynunda bırakıp gittiğimiz çocukluğumuz olay kahramanına şunu diyor:

“O Çalıntı Çocuk benim işte. Yıllarca bıkıp usanmadan dinlediğin o şarkıdaki çocuk. Bu dağlarda doğup büyüyen ve sonra terki diyar eyleyen bütün çocukların ruhuyum ben. O hiçbir yere gidemeyen, o küçük, o çoban çocuk; dağların, yeşil vadilerin, deli yağmurların koynunda unutulan, gidenlerin hatıralarını bekleyen, bir başına oyun oynayan, türkü söyleyen, zamanın dışında kalan o çocuk. Metruk bir dağ okulunun son öğrencisi. Öğretmensiz, öğrencisiz, deftersiz, kitapsız okulun. Kara tahtanın önünde cevabını bilemediği soruları yanıtlamak için öylece bekleyen. Sonra boş sıraların her birine oturup kara gözleriyle öğretmenini, arkadaşlarını bekleyen. Biliyor musun amca, hiç zil çalıp teneffüs olmuyor okulumda. Camları nicedir dökük, kapısı kırık virane okulda cümle geçmişimizi bekliyorum. Belki bahar gelir, kuşlar döner kim bilir! Belki yeniden Akdeniz olur. Başını ağrıtmak istemem. Çok şeyden müzdaribim. Ama en yakıcı olanı yolu bildikleri halde kimsenin geri dönmeyişi. Ne acı bir şey değil mi amca!”

Var olmanın sevincini kaybeden insanın düştüğü trajedinin adıdır GECELEYİN BİR YOLCU.

Kaynak. Haber7

Share
#

SENDE YORUM YAZ

8+6 = ?