• KAÇKAR DAĞLARI MİLLİ PARKI TANITIM FİLMİ
  • EFSANE TÜRKÜ HAYDE’Yİ “DOĞA İÇİN ÇAL”DILAR
  • KARADENİZ’İN EN İYİ 10 TARİHİ YERİ
  • KARADENİZ’İ BİR DE BÖYLE İZLEYİN

logo

‘YAĞMUR: KIYAMET ÇİÇEĞİ’ 4.SÜRGÜN ÇAYI GİBİ OLMUŞ


Yasin Paşalı
yasinpasali@patikaa.com

Yasin2.yazı-4 “Kazım Koyuncu’nun hayatı film oluyor” Herkes gibi bende bu ve buna benzer başlıklarla okudum haberi. Okuyunca hem sevindim hemde kaygılandım.

Sevindim çünkü rahmetli Kazım Koyuncu’nun ölümünden sonra hayatı böylesi bir yapımda ilk kez beyaz perdeye taşınacaktı. Kaygılıydım, çünkü Karadeniz’in çok büyük bir değerinin hayatı ilk kez sinemaya taşınırken hak ettiği şekilde yansıtılabilecek miydi acaba beyaz perdeye diye düşündüm. Sanırım kaygımda haklı çıktım. Sadece bir konuda mı maalesef değil.

Bu arada Film ile ilgili patikaa.com’da yaptığımız haber sayısını bile unuttum(hepside olumlu). Böyle değerli kişi ve konuların olması bize böyle bir sorumluluk getirdi. Hele ki Altın Koza’da ödül alması. Göğsümüzü kabarmıştı.

Şimdi gelin ‘Yağmur Kıyamet Çiçeği’ filmini genel hatlarıyla bir değerlendirelim.

Öncelikle belirtmeliyim ki bu yazıyı her ne kadar genel itibari ile filmi eleştirmek için kaleme alsam da asıl amaç bundan sonraki yapılacak olan Karadeniz filmlerine naçizane bir fikir sunabilmektir.

Öte yandan bu filmde çok büyük bir emek vardır ve emeğe benim de saygım vardır. Bu emeklerinden dolayı yapımcı Gülay Kuriş’i, yönetmen Onur Aydın’ı, oyuncuları ve tüm ekibi kutlamak istiyorum. Ayrıca filmi galada izleme imkânı buldum. Büyük bir incelik yapıp patikaa.com’u da davet ettiler. Bir kez daha teşekkür ederim.

Filmde Karadeniz’in iki büyük değeri ön plana çıkarıldı biri Kazım Koyuncu diğeri Trabzonspor. Ayrıca yine Karadeniz’in son 30 yılına damgasını vuran iki toplumsal konuda ele alındı. Biri Çernobil diğeri de Rus kadınlarının bölgeye etkileri. Diğer bir değişle meşhur ‘Nataşa’ meselesi.

Dışarıdan baktığınızda bölge için çok önemli bu konulardan herhalde çok güzel bir şey çıkacak diye düşünürsünüz. Fakat maalesef olmadı.

Yasin2.yazı-3Bir defa bu 4 konu tam anlamıyla filmde bir sinerji oluşturamadı.

Filmde Kazım Koyuncu’nun sanatçılığı değil tanınmadan önceki hali yansıtıldı. Olabilir tabii. Fakat filmde hastalığı işlendi. Oysa Türkiye’ye mal olduğunda kanser konusu gündemdeydi.

Kazım Koyuncu’nun eski kız arkadaşı Trabzonspor taraftar grubu liderinin karısı oluyor. Sonrasında yaşananlar filmdeki kopukluğun bir başka göstergesi.

Karadeniz’in olağanüstü doğası maalesef yeterince yansıtılmadı. Doğal bir plato var ve bu değerlendirilememiş.

Çernobil konusu sadece bireyler üzerinden değil toplumun genel sorunu olacak şekilde işlenebilmeliydi. O dönemde kanserli ölümlerin artışının bir şekilde yansıtılması gerekirdi.(Elena’nın çocuğu hariç)

Trabzonspor konusu ise Kazım koyuncu ve Çernobil göre daha iyi idi. Ama filmi izleyen Trabzonsporlu arkadaşlarımla konuştum onlar “daha iyi bir Trabzonspor konusunun işlenmesini beklerdik” dediler. Bende onlara biraz takıldım. “siz filmden tabiri caizse Şota kalitesini beklediniz ama sanırım Arçil kalitesinde bir film buldunuz” deyince “Aynen öyle toprağım tam üstüne bastın” dediler.

Filmde en beğendiğim bölüm ise Rus kadınlarının 90 yıllarda hayatımıza girmesi ve kamuoyunda ‘Nataşa’ sorunun olarak bilinen toplumsal konu. Gerçekten o bölümler iyi yansıtıldı. Futbolcu Şenol’un yaşadığı aşk acısı o dönemde birçok Karadenizli genç yaşamıştı.

Yalnız filmde bir bölüm hafızlarıma bir şeyler getirdi. Şenol babasına Elana’yı sevdiğini ve evleneceğini söylemesi sonrası babası bir çıkış yapıyor. Orada yaşanan karşılıklı diyalog inanın bir başka yazı konusudur. Çünkü tam bir yazılması gereken toplumsal konudur.

Tekrar filme gelirsek;

Bu 4 önemli konuyu bir arada işleyelim derken maalesef bir bütünlük oluşturulamadı. Sakın ayrı konulardı zaten demetin lütfen. Ayrı olsada birbirleriyle neden bir şekilde temas sağlandı?

Şive konusuna girmiyorum bile. Hele ki Hopa bölümleri

Filmin reklamıda pekâla fena yapılmadı. Televizyonlarda gazetelerde internetlerde filme ilgili yayınlara bolca rastladım. Billboard’lar da cabası. Galadan özel yayın yapan koskoca bir NTV gerçeği bile vardı. Malum her filme nasip olmuyor.

Film maalesef bir ay vizyonda kalabildi ve toplam izlenme sayısı 58.933. Eğer filmi sadece bizim Karadenizliler bile beğense bu sayı katlanırdı. Filmi izleyenlerden aldığım izlenim inanın %70-%75 i olumsuzdu.

Filmi galada izledikten sonra attığım tweetlerden biride şöyle idi;

“Yağmur-Kıyamet Çiçeği” filmi 4.Sürgün çayı gibi oldu. Oysa ben Mayıs ayındaki 1.Sürgün gibi bir film beklerdim:(

yasin2.yazı-2Tabi ki yapımcısından yönetmenine oyuncusundan tüm film ekibine hepsinin iyi niyetinden şüphem yok. O ayrı bir konu. Ben böyle konulardan daha kaliteli bir film beklediğimi sadece bu yazı ile belirtmek istedim.

Aslında yazacak daha çok şey var. İnşallah ileride daha farklı ortamlarda daha detaylı değerlendirebiliriz. 

Bazen kendi kendime ‘acaba filmden çok şey beklediğimden dolayı mı böyle bir hayal kırıklığı yaşadım’ diye sormadan da edemiyorum.

Yasin2.yazı-5Bakın bundan yaklaşık 3 yıl önce ‘Şu Bizim Karadeniz Filmleri’ adlı yazımda Karadeniz filmlerini genel itibariyle yazmıştım.

Yazımın sorunda bir soru sormuş ve kendi yanıtımı vermiştim. Şöyle ki;

Peki, Karadeniz’den hikâye çıkmaz mı?
Çıkar hem de destanlık hikâyeler. Karadeniz’de her köyde ve de hemen hemen her evde yaşanmış ‘sevdaluk’ hikâyeleri vardır. Ben bile birçoğunu duydum ve de şahit oldum. Bizim topraklarda doğup büyüyen ve sinema konusunda eğitim alan kişilere büyük görevler düşüyor. Eğer o yaşanmış hikâyeleri senaryoya dökerlerse hani şu meşhur aşk filmi ‘Issız Adam’ ve onun gibiler var ya, bizimkilerin yanında sıfır kalır.
İnşallah Karadeniz’de yaşanmış gerçek ‘sevdaluklar’ senaryoya dökülür. Tüm Türkiye’de aşk filmleri neymiş görür.

 

İşte aynen böyle yazmıştım.

Bakın bu 3 yıllık sürede birçok Karadeniz filmi çekildi. Fakat şu ana kadar istisnalar hariç hayal kırıklığına uğramaya devam ediyoruz.

Ey Karadenizli yapımcılar, yönetmenler ve oyuncular ya da Karadeniz filmi çekmek isteyen yurdumuzun her hangi bir yöresinden olan sinema emekçileri;

Lütfen yaptığınız Karadeniz filmlerini İstanbul bakış açısıyla değil; Trabzon, Rize Artvin vs kısaca Karadeniz bakış açısıyla çekin. Çekin ki otantik bir film olsun. Yoksa sonuç hüsran olur!

… Ve Son Nokta.

Doğanın “bozulabilir” en ufak parçası çekimdir; bunun birleştirilmesindeki ustalık da kurgu. (S. M. Eisenstein, Film Biçimi)

Share
#

SENDE YORUM YAZ

8+5 = ?

#

‘YAĞMUR: KIYAMET ÇİÇEĞİ’ 4.SÜRGÜN ÇAYI GİBİ OLMUŞ” için 3 Yorum

  1. Eser : diyor ki:

    1.Film eleştirmeni misiniz ? Okumalar yapıyor musunuz ?
    2. Size nasıl köşe verebilmişler şaşırdım. İlk önce yazım konusuna bakınız.
    3. 1.soruma olumsuz cevap veriyorsanız eğer fazla yazmayın kendinizi küçültürsünüz. Sinematografiden anlamıyorsanız kuramları bilmiyorsanız film çözümlemeleri konusunda eğitimli değilseniz sizin bu şekilde eleştiri yazısı yazmanız kusura bakmayın ama haddiniz değildir. Doğru analiz nedir bilmiyorsunuz gelmiş sinema konusunda eleştiri yazısı yazıyorsunuz. Çoğu film eleştirmeni eleştiri yazısı yazarken ince eleyip sıkı dokuyor yine de zorlanıyor ancak siz gelmiş facebook durumu paylaşır gibi eleştiri yapıyorsunuz. Öncelikler kendi kulvarınızda zirveye çıkın sonra başka denizlere açılın, siz gelmiş okyanusa sandalla açılmaya çalışıyorsunuz.

    Film hakkında akıl veriyorsunuz ya ağlanacak halinize güldüm doğrusu. Kendinizi elit profilde gösterme çabanızı da anlamıyorum. Başlarda bir kalite var dedim, sonraları maalesef hüsran. Ne sitesi olduğunuzu çözmek sıkıntı hangi konuda iyi olduğunuzu bile bilmiyorsunuz. Gitmiş Eisenstein’ ın sözünü de yazmışsınız. Sanki yıllardır Eisenstein’ i okuyor kurgusal anlamda ona destek veriyor bütün makalelerini okuyormuş gibi. Sizin şu yazınıza ancak sizin gibi okumayan bilmeyen insanlar ”haklısın” diye cevap verir. Çok fazla yazamıyorum çünkü çok da yazsam anlamayıp inat işi daha iyisini yazarım kafasıyla hareket edeceksiniz. Bari kısa yazın imla sıkıntısı az olsun .

  2. serkan : diyor ki:

    Filmi arkadaşım ile birlikte izledik. Kazım Koyuncuya saygımızdan filmin sonuna kadar bekledik. Yoksa ikimizde kalkacaktık. Bu film bence böyle olmamalıydı

  3. Şenay : diyor ki:

    Aslında filmin eleştirecek çok konusu var. belki bir karadenizli olduğumdan mı ne hataları gördüm bilmiyorum ama kısaca beklentimin çok aklında çıktı diyebilirim

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • FIRTINA VADİSİ ZİYARETÇİLERİNİ BEKLİYOR

    04 Ağustos 2016 Çevre-Doğa, Köşe Yazarları, Tüm Manşetler

    Dünyada koruma öncelikli 200 ekolojik bölge arasında yer alan Rize'deki Fırtına Vadisi, barındırdığı yeşilin bin bir tonu ve doğa sporlarına uygun yapısıyla, turistlerin gözde mekanı olmayı sürdürüyor. Kaçkar Dağları'nın zirvelerinden doğan, buzul (sirk) göllerinin serin sularıyla beslenen, Rize'nin Ardeşen ilçesinden denize dökülen Fırtına Deresi'nin oluşturduğu Fırtına Vadisi, barındırdığı yeşilin bin bir tonuyla Doğu Karadeniz'in gözde mekanları arasında yer alıyor. Bakir doğası, zengin flora ve faunasıyla Kaçkar Dağı eteklerindeki vadi, ...
  • PATİKAA.COM 2 YAŞINDA

    01 Ağustos 2016 Köşe Yazarları, Medya, Tüm Manşetler

    Bu toprağın internet sitesi sloganıyla 1 Ağustos 2014 tarihinde yayın hayatına merhaba diyen patikaa.com tam 2 yaşında. %100 Karadeniz sitesi olan patikaa.com’un yayın içeriği de hepinizin malumu üzerine siyaset ve 3.sayfa haberlerinin yer almadığı tamamen kültür-sanat, çevre-doğa, turizm ve tarih ağırlıklı bir internet sitesi. İlk kez bu tarzda Karadeniz bölgesinde bir internet sitesini zorluklarını zaman zaman yaşasakta okuyucularımızın bize verdiği destekle iki yıl gibi kısa sürede çok büyük kademeler kat ettik. Karadeniz’de yapılma...
  • İŞTE DEMİRKAPI’NIN ŞİFRESİ

    27 Ağustos 2015 Çevre-Doğa, Köşe Yazarları, Kültür Sanat, Tarih, Tüm Manşetler

    Oktay Hacıoğlu (Arkeolog) Petroglif (kaya resmi) yaklaşık 15 bin yıllık insanlık tarihini aydınlatan ve anlamlandıran en önemli arkeolojik verilerdir. Bununla birlikte o dönem yaşayan toplumların yaşam ve inanç kültürlerini günümüze denk ulaştıran en önemli bulgulardır. Bu sahada bulunan yaklaşık 100 civarı petroglifin yapım ve çizim teknikleri incelendiğinde her birinin farklı olduğunu stilize, vurma ve dövme tekniklerinin kullanıldığını görebilmekteyiz. Bu farklılık bize bu bölgenin günümüzden 2 bin yıl öncesinde itibaren 15 bin yıl öncesine...
  • KAÇKAR’IN AĞLAYAN GELİNİ; TERS LALELER

    14 Ağustos 2015 Çevre-Doğa, Köşe Yazarları, Tüm Manşetler

    Rize- Kaçkar Dağları Doğu Karadeniz’in ve Türkiye’nin en yüksek rakımlı dördüncü dağı olan Kaçkar Dağı, görkemli görünümünün yanı sıra birden çok doğal güzellikleri de beraberinde barındırıyor. Bu güzellikler arasında yöre halkı arasında “ ağlayan gelin” olarak adlandırılan “Ters Lale”leri Kaçkarların eteğinde bulunan yaylalarda Haziran ayı içerisinde görmek mümkün. Kaçkar Dağları; coğrafi özelliği olarak Doğu Karadeniz bölgesinin kuzeyinde bulunan ve çeşitli kültürleri bir arada barındıran, dantel gibi işlenmişçesine büyüleyici mis kokan...